8 Eylül 2015 Salı

Gülümse çekiyorum !


 Okulun ilk haftasını Yeşil'i keserek, uyuyarak, yemek yiyerek öyle böyle bitirdim.Taa haftanın başından beri Tilki'nin doğum günü partisi için hayaller kuruyorum. Tabi ki Tilki'nin doğum günü benim Yeşil'e uzanmam için bir yol, yani burada Tilki sadece figüran olarak sahne alıyor. Ay hayal demişken hangi hayalimi anlatsam ki size? Mesela birinci hayalim şu şekilde... (Sisli bir efekt hayal edin.) Doğum gününe öyle güzel gidiyorum ki kafeden içeri girdiğim an bütün gözler bana çevriliyor, kızların kıskançlık dolu bakışlarına maruz kalıyorum, Yeşil ise hayranlıkla beni seyrediyor. Bense sadece ona bakarak gülümsüyorum ve gülümsemem İpana reklamlarındaki gibi pırıl pırıl... Ben slow motionda yürürken o da aynı şekilde oturduğu yerden kalkarak bana doğru yürümeye başlıyor. Yüz yüze geldiğimizde ise gözlerini benden ayırmayarak 'Hayatım boyunca gördüğüm en güzel kızsın. Ben sana ilk gördüğüm anda vuruldum. Birlikte olmamamız için hiçbir neden yok. Seni seviyorum.' diyor ve dizlerinin önüne çöküp evlenme teklifi ediyor.
  Tamam birazCIK abartmış olabilirim ama böyle olsa fena mı olurdu yahu? Hafta içinde önemli bir gelişme olmadığından onu es geçip, asıl olay olan Tilki'nin doğum gününü anlatmaya başlıyorum.

                                                                           ***

  Akşam saatlerinde gerçekleşecek olan doğum günü için hayalimdeki cafcaflı girişi yapamadım tabiki... Çünkü ben geldiğimde KAFEDE KİMSE YOKTU. Evet doğru okudunuz. Kimse yoktu. Ben tabi şoklar içerisinde hemen Tilki'yi aradım. Telefon çalıyor çalıyor kimse açmıyor. Lan kandırıldım mı yoksa? Ektiler mi beni? Yoksa topluca şu Queen'e bir oyun oynayalım mı dediler? Şu an arkamdan ''haha salak kız bekliyodur şimdi mal ya'' filan mı diyorlardır? Allam düşündükçe çıldırcam nerede bu insanlar? Üç dört arayışımdan sonra hele şükür Tilki telefonu açtı ve topluca gelecekleri için buluşma yerinde gelmeyenleri beklediklerini biraz geç kalacaklarını söyledi. Oh be. İçime su serpildi valla tam da ezik yerine konulduğumu filan düşünmeye başlamıştım. Yaklaşık yarım saat bekledikten sonra Tilki'yi ve arkasından gelen 10-15 kişilik arkadaş sürüsünü gördüm. Gözüm Yeşil'i ararken belli belirsiz insanlarla selamlaştım ama gel gör ki Yeşil yok...Ceza mı bu? Çektiğim çile mi? Günlerdir tuttuğum nöbet bitmeyecek mi? Ya of valla ''Hayalet Sevgilim''e bile bağladıysam benim halim o kadar vahim demektir. Yahu o kadar plan yaptım, hayal kurdum, bekledim... Sonucu bu mu olacaktı ya? Neyse biraz daha bekliyim olmadı yarım saate anam aradı diyip kalkarım.
  Yarım saat geçmiş olmasına rağmen insanlarla muhabbet sardı ve hem muhabbet edip hem de Yeşil'i beklemeye devam ettim. Yaklaşık bi saat sonra da kapının orda bir hareketlilik gördüm ve kafamı çevirdim. Kafamı çevirdiğim andan itibaren Yeşil'le göz göze geldim.(YİNE Mİ SLOW MOTİON YAA?!) Kalbim öyle hızlı çarpmaya başladı ki sessiz bir ortamda herhangi bir insan kalp atış sesimi duyabilirdi. Ben Yeşil'e bakmaya devam ederken Yeşil'de bana bakmaya devam etti. Lan resmen bakışıyorduk!
                            

Yaklaştıkça elim ayağım daha da birbirine dolandı selam bile veremeden o gitti Tilki'nin yanına oturdu... KATİL OLUCAM KATİL. Ya şu kaşara niye bu kadar yüz veriyor anlamıyorum ki ya. Ya benden değil de ondan hoşlanıyorsa cidden kendimi keserim tilki suratlı sinsi şey kesin büyü yaptı kesiiin. Cadaloz yelloz uf utanmasam oturup ağlıcam. Ben dakikalarca kendimle boğuşurken çok tuhaf bir şey oldu. Yeşil Tilki'nin doğum gününü kutlayıp ayak üstü bir muhabbet ettikten sonra kalktı ve yanıma oturdu. Yanıma. YANIMA.
 Ben olayın şaşkınlığıyla bir şey söyleyemezken Yeşil çok atik bir davranışla göz kırptı ve ''Naber Queen?'' dedi. Benimle mi konuşuyor tam olarak emin olamadım ama resmen bana bakıyor, e daha demin adımla hitap etti ve resmen şu an benden cevap bekliyor. Noluyor lan?
Biraz kızararak biraz da kekeleyerek sonunda cevap verdim.
''Iııı.. İyiyim senden naber?''
''İyiyim bende senin geleceğini bilmiyordum bilsem bu kadar geç kalmazdım :) '' 

FLÖRT?

''Ben de senin geleceğini bilmiyordum ya ehehe ne güzel tesadüf oldu.''

 Ne tesadüfü gerizekalı Tilki'yle sınıf arkadaşı tabiki gelecek yani. Ama gelmeyebilirdi de... Ama geldi... Kafamdaki iki ses birbiriyle tartışırken biz biraz daha muhabbet etmeye devam ettik. Resmen flörtleşiyorduk. Cilveli cilveli kıkırdamalar, göz kaçırmalar, iltifat etmeler, kırıtmalar filan ay resmen sevgili evresinden bir evre öncesine adım atmış bulunmaktayız şu an. Beni bıraksalar ben havalara uçucam öyle bir mutluluk.
  Biraz havadan sudan muhabbet ettikten sonra golün asistini yaptı.

''Aa ikimizde kırmızı kırmızı giyinmişiz gel bi fotoğraf çekilelim.''

Aman tanrım! Galiba şu anda sınıf fotoğrafları dışında ilk fotoğrafımızı çekilmek üzereyiz. Ay saçımı başımı mı düzeltsem, kameraya mı poz versem yoksa heyecanlandığımı belli etmemeye mi çalışsam napsam bilemedim. Telefonu arkadaşa uzattıktan sonra kolunu hafif bana yanaştırarak ellerini masanın üstüne koydu. Bende bir cesaretle bana yanaştırdığı koluna girdim ve kol kola kameraya poz verdik.

   ÇIKIRT!


  Ve eveet ilk fotoğrafımız çekilmiş bulunmakta !


22 yorum:

  1. bu bölümleri okudum ya yeni bölümleri sabırsızlıkla bekliyorum:)
    yeşil bu yazıları okuyunca kesin ego tavan yapıyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahaha yok yahu biz o ego meselelerini atlatalı çok oldu :) 1 sene dokuz ay oldu bebeğim artık öyle şeyler yok aramızda :)

      Sil
    2. hım anladım:)
      çok hoşuna gittiği kesindir:)
      sevdiceği ondan bahsediyor:)

      Sil
    3. ayy :)) hoşuna gidiyordur tabi :) kimin hoşuna gitmezz ^.^

      Sil
  2. Vay be çok şaşırdım, seni uğraştırır sanıyordum son öküzlüğünden sonra. Nasıl ya yeşil burayı biliyor mu? O_O

    YanıtlaSil
  3. Aahaha, kurduğun hayale bayıldım. :)

    Sevgili olmadan bir önceki evre, en tatlı evre. :D

    Benim sevgilimin de ismi Yeşil. :D Adaşlar. :)) Bizim ilk fotoğrafımız kabus. O gayet karizmatik çıkarken, benim gözlerim kapalı ve ağzım sonuna kadar açık bir şekilde. Off, rezillik resmen. :D

    Sizin fotoğrafınız çok tatlı olmuş. ^.^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy yerim seniiii, fotoğraf meselesi cok sorun ya sen güzel çıkınca o kötü çıkar o güzel çıkınca sen kötü çıkarsın :/
      adaşlar miiii? O da öküz müydü ilk zamanlarda ahahaha

      Sil
    2. Öküzler Kralı'ydı diyeceğim ayıp olacak. :D

      Sil
    3. Ahahahahah ayıp olmaz bee biliyorlardir kendilerini 😂

      Sil
  4. Ooo ama o fixtir yani fotoğraf çekiliyor ne de olsa. Ben de öyle kaç kişinin koluna girdim, kafamı omuzlara koydum ohooo ahahahaha. Başka zaman mümkün değil tabi o kadar yakınlık, fırsat varken değerlendirmek gerek :D Bir de sırf birileri yüzünden konuşurken karşımdakine dokunma gibi huy edindim. Hep yaptığım bir şeymiş gibi davranırken gerçekten konuşurken karşımdakinin koluna, suratına falan dokunuyorum artık ister istemez. Yanımda oturuyorsa zaten vay haline ahahahaha.

    Bu arada bir şey rica edicem, yazı tipinin küçüklüğünden kaynaklı harfler birbirine çok giriyor, acaba 1-2 punto büyütebilir misin okuması daha kolay olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. insan kendi kendine taktik yapıyor ahahaha :D ben de kendime bir şeyler alırken ona da alırdım sanki hep yaptığım bir şeymiş gibi filan ahahah :D
      Ay hiç farketmedim hepsini düzenlicem şimdi çok teşekkür ederim uyarın içiin :))

      Sil
  5. Burayı biliyor mu? Dedikodu yapıyoz biz ama :)) Ben olayların geçmişte yaşandığının da yeni yeni farkına vararak.. Ahah çok sefilim. Bana bir alkış :D
    Hikayenin mutlu sonla bitmesine sevindiim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaa çok spoiler verdim amaa napalım artıık :( sonu mutlu bitiyor bitmesine de... O aralık önemli olan başımıza neler geldi neler...

      Sil
  6. Ne güzel kendi hikâyenizi yazmak.

    Ben de Can'la hikâyemlzl yazmayı çok istiyordum. Esas kızla esas oğlan vapurda karşılaşırlar falan.. Ama aradan 24 sene geçince ayrıntıları unuttum, aşkın da zaten bir süresi var, şu anda o ilk zamanların heyecanını hatırlamıyorum bile. Kaçtı o tren :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaaa hikayenizi çok merak ediyorum şu an :)) bence kısa bir hikaye şeklinde hikayenizi yazmalısınız! İlk zamanların heyecanı biter tabi bir süre sonra ama önemli olan ilk günkü gibi sevmek değil midir?

      Sil
  7. Çok güzel. Bu bizim hikâyemiz öyle saf öyle temiz diiil;)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) her hikayenin bir güzelliği vardır. Mutlaka sizinkinin de bilmediğiniz bir güzelliği vardır :))

      Sil
  8. amerikan romantik komedisi gibi. ne tatlı anlatıyon yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaa çok teşekkür ederiim Deep :)))

      Sil

 
Sonsuza Dek Mutlu Blogger Template by Ipietoon Blogger Template