19 Eylül 2015 Cumartesi

Kumral'ın doğum günü- Part2


  Ben dikilmiş O'na mal mal bakarken ''Çok güzel görünüyorsun.'' dedi bana. Şimdi düşüp bayılacağım! Dizlerim titredi resmen ama belli etmemeye çalışarak ''Teşekkür ederim, sen de çok şıksın.'' dedim, yürümeye başladık.




 Topuklularla yürümek ne kadar zormuş arkadaş! Bilsem alıştırma yapardım evde. Çok ince topukta değil ki, neden bu kadar zorlanıyorum? Beceriksizim resmen. Yeşil de bunu fark etmiş olacak ki ''Koluma gir istersen daha rahat yürürsün.'' dedi. SEN KİMSİN VE YEŞİL'E NE YAPTIN? dememek için kendimi gerçekten çok zor tutuyordum. Ya merhaba derken bile yüzü kızaran Yeşil yürek yemiş sanki bugün... E benim de işime gelir hay hay diyerekten koluna girdim, öyle yürümeye devam ettik.
Derken... Bilin bakalım ne oldu? Yolda annesiyle karşılaştık.
Yeşil'in annesini gördüğünde tepkisi ''Anne?'' 
Annesinin tepkisi ''Yeşil?''
Benim tepkim ''ANNE Mİ?!''
                                                                 ***
Tamam çok tuhaf bir diyalog gibi görünmeyebilir böyle yazınca ama gerçekten çok tuhaf bir ortam oluştu o an. Biz Yeşil'le kol kola yürüyoruz. Annesi sokaktan geçiyor, bizi görüyor. E açıkçası biraz da tırsıyorum kadından,sert görünüşü var çünkü. Beni oğlunun yanında görünce bi süzdü baştan aşağı içim titredi vallahi. Ben Yeşil'in kolundan çıktım hemen ''Ehem, merhaba efendim.'' filana bağladım. Allah'tan muhabbet çok uzamadı da saçmalamadan günü atlattım. Ama eminim Yeşil eve gidince bir sürü soru onu bekliyor olacaktı...
 Yahu Yeşil'in annesine korkudan giremedim Yeşil'in koluna tekrardan. Sanki her an arkadan fırlayıp oğlumun beynini yıkadın yılaaaaaaaaaan dicek gibi hissediyordum. Kafeye gidene kadar bu şekilde devam etti korkum. Sonra arkadaşlarımı görünce rahatladım tabi, korku filan kalmadı. Bugünün en güzel yönlerinden biri de Yeşil'in ilk defa benim arkadaş ortamımın içine girmiş olmasıdır. Kumral ile ben yakın arkadaş olduğumuz için bizim bütün ortam burdaydı. Yeşil'i hiç görmemiş olmalarına rağmen, Yeşil'le ilgili tüm detayları biliyorlardı. Neden acaba?? Ama ben onları sıkı sıkı tembihledim. Hiçbir şey çaktırmayacaklardı. Umarım...
 Masanın en uç, muhabbetten en uzak köşesine oturduk. Aslında bilerek planlanmış bir şey değildi ama çokta iyi oldu çünkü biraz başbaşa kalmak istiyordum. Ortamın muhabbetine bazen dahil oluyor, bazen ise birbirimizle konuşup, gülüşüyorduk. Bira içerken yanımıza çerez getirilmişti. Tabaktaki son antep fıstığını ağzıma atıyordum ki Yeşil '' Bütün antep fıstıkları bitti mi yaa?'' diyerek tabağı eşeliyordu. Ben de kendi elimdekini ağzına doğru tutarak ''Benimkini ister misin?'' diye sordum. Biraz ikilemde kalmış olsa da en sonunda elimden antep fıstığını yedi. OHA! Elimden antep fıstığı yedi!
Elimi bir daha yıkamak istemiyordum!
                                                                    ***
 Uzun bir süre geçti. İkimiz de bira içiyorduk. Merak etmeyin sarhoş olmadım. Ama... Sarhoş numarası yaptım. Evet ikinci biramdan sonra sarhoş numarası yaptım.




 Tabiki de olayın bokunu çıkarmadım ama hafif mayhoş, çakır keyifmiş gibi davranmaya başladım. Neden böyle bir şey yaptın diye sorarsanız: Tilki'nin üstünde işe yaramıştı çünkü! O yapınca insanların dikkatini çekmişti. Benim tabiki insanların ilgisini çekmeye ihtiyacım yoktu. Ama Yeşil'in dikkatini çekmek güzel olabilirdi. Ben de hafif başım dönüyormuş gibi oturduğum yerde sallanıyor, gözlerimi biraz bayık bakıyor ve her şeye gülüyordum. Yeşil bir süre sonra bunu farketti ''İyi misin?'' diye sordu. 
''Çok iyiyiiim yeaa neden kiii?'' diye sordum. 
''Kaç bira içtin sen?''
''İkiiiiii kaç tane içcem beş tane mi? Hhihihihihihihihihi.''
Gözlerini devirdi.
''İki taneye sarhoş mu olunur kızım yaaa. Gel eve bırakayım seni.''
Eve bırakmak mı? Ah hayır bu aklımdan geçmemişti işte. 
''Ev mii? Ya hayıııııır daha çok erken. Hem Kumral'ı yalnız mı bırakayııım?''
''Kumral'ın keyfi de kafası da yerinde sen kendine bak.''
''Yaa iyiyiiim beeen. Valla bak düz yürüyebiliyorum.'' dedim ve oturduğum yerden kalktım, kafeyi turlayıp geri gelip yerime oturdum.
Yeşil kafasını onaylamayarak salladı ve '' Tamam eve bu şekilde gitme zaten biraz daha duralım.'' dedi. 
Biraz daha durduk. Tabi ki de bütün gün sarhoş numarası yapmadım ama bi ara arkadaşımın içkisini içerken Yeşil'e yakalandım ve elimdeki içkiyi alıp masaya koyduktan sonra Yeşil tarafından bir güzel azarlandım. Gecenin sonuna kadar bütün gün Yeşil'le yan yana, dipdibeydik. Gece yürüyerek eve gittik, beni kapıya kadar bıraktı. Kapının önünde biraz muhabbet bile etmiştik. Çok ama çok güzel bir gündü. Artık gerçekten aramızda bir şeyler olmasının tam vaktiydi. Çünkü aramızdaki belirsizliğe daha fazla dayanamıyordum.

18 yorum:

  1. Anlatım da güzel görseller de

    YanıtlaSil
  2. seni koruyup gözetmesi büyük işaret bencede bişiler şe olur :)

    YanıtlaSil
  3. Hadi bakalım bir şeyler olacak gibi inşallah bekliyoruz devamını :)

    YanıtlaSil
  4. Ay meraktan ölecem komşum yalnız az fena değilsin ha sende Yeşil şimdi biliyor mu o gün numara yaptığını merak ettim :D

    YanıtlaSil
  5. Yeşil çoktan sana kapılmış sen acaba mı da kalmışşın :) çok komik yazdıkça olayların farkına varıyorsundur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen öyle puzzle'ın parçaları tamamlanana kadar farketmemiştim :)) bunların hepsi günlüğümde yazıyor zaten buraya sadece hikayeleştirerek aktarıyorum :)

      Sil
    2. Üç kere öyle yani:) hahah

      Sil
    3. Ayy yanlışlıkla olmuş :((

      Sil
    4. Bazen oluyor normal:)

      Sil
  6. yine çok tatlı yaaaaa :) bundan güzel bir sevgi öyküsü olamaz diyom ben işteeee :)

    YanıtlaSil
  7. yaaaa son yazılarında yorum kutunu bulamıyom, bi deee, iyisin de miii :)

    YanıtlaSil

 
Sonsuza Dek Mutlu Blogger Template by Ipietoon Blogger Template