23 Ocak 2016 Cumartesi

Öküz mü? Öküz.

 Saniyeler dakikalar gibi geçerken ben hala Yeşil'den mesaj bekliyordum. Eğer bekle derse bekleyecek ve ona gerçekten hissettiklerimi söyleyecektim. Git derse gidecek tamamen aklımdan ve kalbimden çıkartacaktım. Tabi ki öyle pat diye çıkartamayacağımı biliyordum ama en azından artık bir şeyler olması için beklemeyecek veya çabalamayacaktım.
 Ölüm gibi gelen o dakikalardan sonra sonunda mesaj geldi.

''Bekle, geliyorum.''

Evinin önünde bekliyor olmasam çığlık atıp deli danalar gibi koşturacaktım ama kendimi tuttum ve sakince onu bekledim.
İçeriden koridorun ışığı yandı ve en sonunda kapı açıldı. Gözlükleriyle, dağınık saçlarıyla ve siyah bol eşofmanıyla çok tatlı görünüyordu. Tam bir ev haliydi. Ben onu bir hayli baştan aşağı süzerken mahçup bir şekilde ''Çok bekletmedim değil mi?'' diye sordu.

 Biraz suratımı buruşturarak ''O kadar soru sormasaydın belki daha az bekletebilirdin.'' dedim ve güldüm.

Çok güzel muhabbet ettik. Belki de şu ana kadar en güzel diyaloglarımızdan birini yaptık. Çok güzeldi her şey. Konuşuyorduk, gülüyorduk biraz da üşüyorduk. Ama olsundu. Pişman değildim. Bir delilik yapıp evinin önüne gitmekten pişman değildim. Mesaj atmaktan pişman değildim. Üşümemin sebebi olmasından pişman değildim. Onunla ilgili yaptığım, düşündüğüm, onun için yaptığım hiçbir şeyden pişman değildim. Aşk bu muydu? Kendini küçük düşürmek miydi? Yeri geldiğinde gururunu yerler altına almak mıydı? Delilik yapmak mıydı?

Bunları düşünürken bir anda gülümsemem durdu. Peki aşk buysa neden tek taraflı böyleydi? Neden O benim için uğraşmıyordu, çabalamıyordu? Neden benim dikkatimi çekmek için benim yaptıklarım gibi saçma sapan şeyler yapmıyordu? Neden şu an aklımdan böyle şeyler geçiyor ve bu güzel anı içten içe mahvediyordu?

Ona tam söyleyecektim. Neden burada olduğumu, neden onu görmek istediğimi, neden böyle gözlerimin parladığını söyleyecektim. Onu sevdiğimi söyleyecektim. Ama söylemedim. Belki o anın büyüsünü bozmak istemediğimden, belki de daha fazla gurursuzlaşmak istemediğimden, belki de olumsuz tepki karşısında ne yapacağımı bilmediğimden söylemedim. Biz kapının önünde hala konuşurken evinin önüne pizzacı motoksikleti geldi. Yeşil'de bana dönüp ''Pizza geldi, sipariş vermiştim. Kusura bakmazsan annemleri bekletmeyeyim gitsem olur mu?'' dedi. Biraz şok olmuştum açıkçası. Bir pizzaya pabucum dama atılmıştı ve benimle biraz daha vakit geçirmek için çabalamamıştı bile. Sanki kurtulmak için bunu bekliyor gibiydi. Yüzümde sahte bir gülümsemeyle ''Tabi ki. Niye kusura bakayım? Afiyet olsun.'' dedim ve apartmana girişini seyrettim. Şaka mıydı bu? Ellerim buz tutmuştu. Ama soğuktan değil hayal kırıklığının verdiği fiziksel bir tepkiydi bu hissediyordum.

Ya ulan. Kıs ayında, gece saatin bilmem kaçında bir kız senin evinin önüne geliyor ve sen bir pizza uğruna onu orada bırakıyorsun. Hadi bunu geçtim, lan evim bir-iki sokak ötende beni eve bırakmadın bile ÖKÜZ! Dolu dolu gözlerimle, ellerim ceplerimde,sessiz sokaklarda sadece ayak seslerim....
Bu gerçekten sondu. ASLA ve ASLA bir daha adım atmayacaktım.



 
Sonsuza Dek Mutlu Blogger Template by Ipietoon Blogger Template