26 Mart 2016 Cumartesi

Yeni Bir Dönem

Uyuyor, yemek yiyor ve film izliyordum. Sanırsam bir haftam böyle geçmişti. Ben de bir haftadır evden çıkmamıştım. Arkadaşlarım ve ailem benim için endişeleniyordu, bunu biliyordum. Ama elimden bir şey gelmiyordu. Çıkamıyordum işte. Kendimi o kadar güçlü hissedemiyordum. Sanki dünyadaki her şey anlamını yitirmişti. Çok saçma. Bir yabancı için, elin oğlu için bu kadar üzülmek çok saçma.

 Yine bir akşam evde, odamda film izliyordum. Dış kapı çaldı, kulak kesildim. Annemin biriyle konuştuğunu duydum. Biraz sessizlikten sonra, odamın kapısı tıklatıldı. Kafamı çevirdim, annem Superman'in -en yakın arkadaşım, canım, 6 senelik dostum- geldiğini ve beni dışarı çıkarmak istediğini söyledi. Ben burun kıvırdım ve özür dilediğimi, kendimi iyi hissetmediğim için gelemeyeceğimi söyle dedim. Dışarıdan bir ses geldi.

''Eğer kendi isteğinle gelmezsen, seni zorla çıkartmasını da bilirim!''

Al işte. En yakın erkek arkadaşının olması demek gerçekten dediğini yapacağını bilmek demektir. Ben çıkmazsam muhtemelen çok daha kötü bir biçimde o beni çıkaracaktı zorla. Bu yüzden direnmenin alemi yoktu. Eşofmanımı ve en rahat sweatshirtlerimden birini geçirip hemencecik dışarı çıktım. Superman bütün olan bitenin farkındaydı, her şeyi biliyordu ama nedense pek bir şey konuşmuyordu bu konuda. Kafamı dağıtmak istediğini biliyordum. Her zaman gittiğimiz parka, her zamanki yerlerimizden birine oturduk. Muhabbet ediyorduk, hem de havadan sudan her zamanki şeylerden. Hayat devam ediyormuş demek ki diye düşündüm. Evet, gerçekten de hayat devam ediyormuş. Sanki bir haftadır pause tuşum takılı kalmış, şimdi ise yeniden devam ediyordum.




 Biliyor musunuz? İyi gelmişti. Temiz hava almak, birileriyle konuşmak, filmlerden, gerçek olmayan şeylerden uzak kalmak iyi gelmişti. Hatta size bir şey itiraf edeyim mi? Bir süreliğine de olsa O'nu unutmuş gibi hissettim. Sanki her şey yolundaymış gibi hissettim. Bir süreliğine bunu başarabildiysem. O'nu unutmamın yolu yeni insanlarla tanışmak, eğlenmek ve içmekten geçer o zaman? Artık kendimi odaya kilitlemek yoktu. Kendimi soyutlamak, arkadaşlarımdan ve gerçek dünyadan uzaklaşmak yoktu. Artık eğlenme vakti gelmişti.



                                         Yeni bir dönem başlıyo

20 Mart 2016 Pazar

Depresif, mutsuz ve aşık.


  Günler geçmiş ve sömestr tatiline girmiştik artık. 15 gün tatil. Hem de o kadar koşuşturmaca, karmaşanın ardından... Açıkçası okul biraz daha uzun sürseydi, her gün onu görmeye nasıl dayanırdım bilmiyorum. Tam da düşündüğünüz gibi evet, Yeşil'le o günden sonra bir daha hiç görüşmedik. Görüşmeyi geçin konuşmadık, selamlaşmadık, bakışmadık bile. O mesaj atmadı, ben atmadım. Böyle olduk. Nedenini bilmiyorum. Yine ''kafası karışık'' olabilir. Ruh halimi onun ruh haline göre düzenlemekten bıktım. Dengesizliğin bu kadarı! Birdenbire nasıl bu kadar soğuk, yabancı iki insana dönüştük inanın bilmiyorum. Hiçbir şey yapmak istemiyordum. Dışarı çıkmak istemiyordum. Birileriyle konuşup dertleşmek istemiyordum. Sadece kendimle baş başa kalmak istiyordum. Odama kilitlemiştim kendimi. Bütün gün laptopta film izliyor ve durmadan abur cubur yiyordum. Evet morali bozulunca yemek yiyenlerdenim. Tabi bu da ruh halime göre değişiyor, bazen de canım hiçbir şey yemek istemiyor. Ama şu an bir nutella kavanozunun dibini görene kadar yiyebilirdim. Oysaki hiç sevmem Tumblr girl depresyon hallerini ama anladım ki benim depresyonum tam olarak da bundan ibaret. Okulun sona ermesinin üstünden kaç gün geçti bilmiyorum, bildiğim tek şey uzun süredir bu odada olduğum. Annem beni dışarı çıkarmak için uğraşıyor ama nafile... İzlediğim filmlerin, dizilerin haddi hesabı yok. En ufak şeyde ağlıyorum, en ufak şeyde sinirleniyorum. Geçenlerde bisküvim düştü ve uzanamıyorum diye ağladım. Ya da elektrikler kesildi diye... Filmlerde duygusal olmayan sahnelerde bile ağladım.




 Gülmüyorum daha doğrusu gülemiyorum. Kendim gibi hissetmiyorum. Bu ben değilim, ben böyle biri değilim. Ama çıkamıyorum kabuğumun içinden, yüzleşemiyorum gerçekle. Beni sevmiyor oluşunu kabul edemiyorum. Benim duygularımla oynadığını kabul edemiyorum. Kendimi bu kadar küçük düşürdüğümü kabul edemiyorum.. İlk başlarda telefonum çalınca, mesaj gelince hemen bakardım heyecanla... Belki O'dur diye. Ama artık gelen aramalara mesajlara bakmıyorum bile. Çünkü biliyorum O değil. 

 Demek ki aşk acısı böyle bir şeymiş diye düşündüm kendi kendime... Sanki biri onsuz geçen her saniye kalbime bıçak saplıyor. O'nu düşünmeden yapamıyorum. İzlediğim filmlerdeki başrol karakter O, dinlediğim şarkılarda O, okuduğum kitaplarda O. Her yerde O! Bıktım artık, onu düşünmekten, onun için üzülmekten bıktım. Ben onun için bu şekilde üzülürken O'nun umrunda bile olmamaktan bıktım! O'nu unutmak istiyordum. 

Ama nasıl?

Not: Çok depresif olduğunu biliyorum, ama gerçekten ruh halim bu yazıdan bin kat daha kötüydü o zamanlar. Eğer bu blogu o zamanlarda yazıyor olsaydım muhtemelen kendimi öldüreceğimi filan düşünebilirdiniz :ı 

Bir de o zamanlarda izlediğim ve çok etkilendiğim birkaç filmi yazıyorumm. (Çoğu dram olmasa bile hepsinde ağlamış olmam kötü psikolojimin göstergesi bence...)

Now is Good, Aşka Yolculuk, 8 Mile, Başımıza Gelenler, Lol(Miley Cyrus)
Dizi olarak
Blue Montain State, Skins

 
Sonsuza Dek Mutlu Blogger Template by Ipietoon Blogger Template