19 Nisan 2016 Salı

İşler tuhaflaşmaya başladı


  Hayatımda yeni bir dönem başlamıştı artık. Geçmişi silip, en baştan başlayacaktım yaşamaya. Yapabilirdim. Bu sefer düştüğüm çukurdan ayağa kalkıyordum, güçlendiğimi hissediyordum. 15 günlük sömestr tatilinin 1 haftası gitmişti neredeyse ama toparlanmam için bir haftam daha vardı. En yakın arkadaşlarımla birlikte dışarı çıkma planları yapılmaya, hayata geri dönüşüm kutlanmaya başlanmıştı bile. E yani arkadaş grubumdaki en heyecanlı, pozitif, neşeli insan ben olunca arkadaşlarda bayağı bir telaş yaptı. Neyse artık eskisi gibi değilim. Gülüyorum, gülüşümün tam ortasında aklıma gelse de gülmeye devam ediyorum. Çünkü hayat gülünce devam ediyordu, anlamıştım.

  Ygs'ye bir ay kadar az bir zaman kalmıştı. Ygs için kimlik yenileme işlemi yapmam gerekiyordu bu yüzden yeni bir vesikalık fotoğrafı gerek. Annem, ablam, ben çarşıya gittik hem fotoğrafı ve kimlik yenilemeyi aradan çıkarırız hem de hava alırız filan diye. Çarşıda gördüğümüz fotoğraf stüdyolarından herhangi birine girdik derdimizi izah ettik. Birazcık bekledikten sonra fotoğraf çekinme yerine(ADINI BİLMİYORUM) girdik. Ay en nefret ettiğim şeylerden biridir şu vesikalık fotoğraf çekilmek! Şu koltuğa otur 45 derecelik açıyla kameraya dön. Kafanı sağa yatır, biraz daha, ay çok yatırdın birazcık sola heh tamam öyle dur. ÇIKIRT. Fotoğrafa bi bakıyorum Aman Allah'ım o da ne mal gibi çıkmışım. Bana benzemiyor bile. Çıldırıyorum bu yüzden, kelimenin tam anlamıyla çıldırıyorum.

 Ben keyifsiz bir şekilde o iğrenç sandalyeye oturdum. Fotoğrafçının gelmesini beklerken, kapıdan genç bir çocuk girdi. 19-20 yaşlarında hafif uzun saçlı, renkli gözlü hoş bir çocuk. Ben bir afalladım tabi. Ne bileyim fotoğrafçı dediğin 30-35 yaşlarında entel dantel tipli biri olur yani böyle birini beklemiyordum sonuçta. Çocuk geldi, hepimize selam verdi. Ben hala suratsız bir şekilde bitsede gitsek diye bakıyorum. Çocuk fotoğraf makinesini ayarlamaya koyuldu. Bense hala o iğrenç sandalyede rahatsız bir şekilde mal mal etrafı seyrediyordum. Sonra çocuğun bakışlarını üzerimde hissettim kafamı çevirdim. Göz göze geldik. Çocuk gülümseyerek ''Ben bu kadar suratsız birinin fotoğrafını çekmem yalnız.'' dedi. İçimden gözlerimi devirip, dil çıkarasım geldi, küçük bir çocukmuş gibi. Ama tabi ki yapmadım. Belli belirsiz gülümsedim. Annemle, ablam sesli şekilde güldüler ve çocukla muhabbet etmeye başladılar. Bense ilgilenmiyormuş gibi davranıyorum ama kulak kesildim tabi. Biraz muhabbetten sonra sonunda her şey fotoğraf için hazırdı. Bana baktı ve ''Sana sağa dön, sola dön, şöyle poz ver böyle bak demiyorum. Tek istediğim dik dur ve gülümse.'' En nefret ettiğim şeyi yapmadı bana, kafanı çevir sağa dön sola dön yoktu. Ve gerçekten istediğini yaparak dik durdum ve dişlerimi göstermeden gülümsedim. Çekti. 




''Tamam bu ısınmaydı şimdi gerçekten gülümsemeni istiyorum.'' dedi.

Bu sefer gerçekten içten güldüğüm anda fotoğrafımı çekti. 

O anda tuhaf olan neydi biliyor musunuz? İlgi gördüğümü hissetmiştim. Genç bir kız olarak bir erkekten ilgi görmeyi özlemiştim.

Ve bu his hoşuma gitti.
 
Sonsuza Dek Mutlu Blogger Template by Ipietoon Blogger Template