20 Kasım 2016 Pazar

Zaman durabiliyormuş, şahit oldum.


  Fotoğrafçı ile bir haftadır takılıyoruz. Kafa bi çocuk. İyi anlaşıyoruz. Bana değer verdiği her halinden belli. Ha bir deee okul açıldı. Evet Yeşil'i her gün görüyorum. Evet acı çekiyorum. Acı çekiyorum ama belli etmiyorum. Çünkü ben güçlü bir kızım. Güçlü bir kız olmak zorundayım.
Gülümsüyorum. Hatta hiç durmadan gülümsüyorum. Yapmacık mı duruyor bilmiyorum. Ama yakın arkadaşlarım dahi anlamıyor. Bazen Yeşil sınıfa girince benim tepkimi ölçmek için bana baktıklarını fark ediyorum. Ama yaptığım işe devam ediyor, onlara veya Yeşil'e bakmamaya çalışıyorum. En dayanamadığım şey ise insanların bana bu konu hakkında soru sormaları... Ne diyebilirsin ki? Beni sevmedi mi? Beni istemedi mi? Peşinden koştum ama bana bakmadı mı? Ne diyebilirsin. Gülümseyerek 'olmadı işte' diyordum sadece. Olmadı...

  2014'ün şubat ayındayız. 12. sınıftayım ve okuldan mezun olmadan önce mezuniyet fotoğraf çekimleri var. Yani bilmeyenler için şöyle söyleyeyim. Her yıl okulda yıllık çıkartılır, o yıllıkta hatıra olarak yazmasını istediğin arkadaşlarına yazı yazdırırsın ve sen de arkadaşlarına yazı yazarsın. Okulun ayarladığı bir fotoğraf yerinde sınıfındakiler ile ve tek başına fotoğraflarını çektirir aralarından en sevdiklerini bastırır ve yıllık kapak fotoğrafı yaptırırsın falan filan neyse eğlenceli bir etkinliktir yani kısacası. İşte fotoğraf çekimi olduğu için okula gitmedik sabahtan kızlarla kuaföre gittik hazırlandık, süslendik. Eğlenceli vakit geçirdik, tam fotoğrafçıya gittik bir de ne olsun. Elektrikler mi gitmiş arıza mı ne varmış üzgünüz 3-4 saat boyunca fotoğraf çekimi olmayacak. Haydaaa! E saçlar maşalı makyaj desen abartılı olmasa da var yani. 3-4 saat diyor e napcaz? Aradım Fotoğrafçı'yı böyle böyle hadi gel takılalım. Fotoğrafçı 10 dakika geçti geçmedi bi arkadaşı ile birlikte arabayla geldi. Bindim arabaya dolaşıyoruz ne yapalım ne edelim derken dedim ki benim yakın arkadaşım var okuldan çıkmak üzere hadi gidelim onu alalım birlikte takılırız. Size hiç bahsetmedim ama o zamanlardaki en yakın arkadaşımı almak için gittik okula. O zamanlardaki diyorum çünkü artık konuşmuyoruz. Zamanı geldiğinde değinirim o kısma da bir ara. Yakın arkadaşıma Uzun diyelim çünkü 1.80 boylarında, mavi gözlü, esmere yakın kumral çok güzel bir kız. Neyse gittik işte indim arabadan, fotoğrafçıda benimle birlikte indi yanıma geldi. Arabaya yaslanmış okuldan çıkanlara bakıyoruz, sohbet ediyoruz. Fotoğrafçının söylediği bir lafa tam gülüyordum ki kafamı çevirdim kapıya doğru bir baktım, Yeşil'le göz göze geldik. Gülümsememin suratında donduğunu hissediyordum. Yeşil'le gözlerimiz belki de birkaç saniyeliğine buluştu ama sanki dakikalar geçmiş gibi hissediyordum. Gözlerini ilk ayıran o olmuştu. Gözleri benden ayrılıp fotoğrafçıya kaymıştı. Ben hala ona bakıyordum. Kilitlenmiştim, sanki ne hissettiğimi bilmiyordum. Yanımda Fotoğrafçı var o hala bir şeyler söylüyor gibiydi bilmiyorum, anlamıyorum kulaklarım uğulduyor, zaman kavramım yok oldu. Kaç saniyedir, kaç dakikadır burdaydım kestiremiyorum, Şu an tek odak noktam var o da Yeşil... Fotoğrafçı ile benim yanımdan geçti. Kafasını kaldırmadan sadece öylece yanımdan geçti gitti. Bense onun arkasından öylece bakakaldım. Ne düşünmüştü acaba? Beni hep erkeklerle takılan bir genç kız olarak mı görmüştü? Hislerimin gerçekçiliğini sorgulamış mıydı? Kıskanmış mıydı? Kafasından neler geçmişti? Göz göze geldiğimizde ne hissetmişti? Kafamdaki sesler hiç susmazdı evet ama şu an beynim çığlık çığlığaydı.
  Uzun'un yanıma gelmesi ile gerçek dünyaya döndüm ve gözlerimi Yeşil'den nihayet ayırabildim. O saniyeler içinde anladım ki zaman her zaman aynı hızda geçmiyormuş, zaman durabiliyormuş. Şahit oldum.

 
Sonsuza Dek Mutlu Blogger Template by Ipietoon Blogger Template