5 Ağustos 2017 Cumartesi

Aşık ve Gururlu İki Ergen

Merhaba arkadaşlar. Aylardır yazmadığımın farkındayım. Hayatımda hiçbir sorun yok, her şey yolunda sadece artık eskisi kadar yazmaya vakit bulamıyorum :) Kusura bakmayın, sizleri seviyorum.

                                                                ***

 Yeşil'den gelen mesaj her ne kadar anlaşılmaz olsa da beni ağlatmaya yetmişti.

''Sana bi şey dicem net. Seninle konuşmayı bıraktım çünkü üzülmeni istemiyordum. Ne dersen de saygı duyuyorum en kısa şekilde böyle en ayrıntısız ama senin hakkında hiç kötü bir şey düşünmedim ben bir tane bile.''

Ne demek istediğini neden böyle bir şey yazdığını anlamamıştım. Neden üzülcektim? Neden bana böyle davranmıştı? 

Konuştukça konuşuyorduk, Yeşil sarhoş olmuş, bana yazacak cesareti öyle bulabilmişti. Ben de fırsat bu fırsat sormak istediğim her şeyi soruyordum. Neden böyle davrandığına gelirsek; lisede son senemiz nasıl olsa üniversitelere dağılacağız, birbirimize bağlandıktan sonra ayrılırsak daha çok üzülürüz diye hiç başlamamak istemiş. Sevmediği için değil sadece gözü korkmuş falan filan. Sarhoşken çok tatlı. En azından oyun olmadan, kendini geri çekmeden, hissettiklerini saklamadan her şeyi açık açık konuştuk. Bana beni sevdiğini söyledi. Kalbimin sesinin dışarıdan duyulduğuna yemin edebilirdim. Demek böyle bir hismiş. Sevdiğin kişi tarafından sevilmek... Dünyalara bedelmiş meğer. Yaşattığı her şeyi unutmuştum çoktan. Sadece yanımda olsun istiyordum her şeyini öğrenmek, onunla bütün ömrümü geçirmek istiyordum. Salaklık mıydı benim yaptığım? İlişkiye başlamaktan korkan bir insanla nasıl bütün zorlukları aşacağımıza inanacaktım? Yine kafasının karışıp beni göt gibi ortada bırakmayacağından nasıl emin olabilecektim?

Dediklerimin hiçbirini bilemeyecektim. Ama hissediyordum, denemeye değerdi.

Her şeyi itiraf etti, onunla konuşmadığım süre boyunca sürekli Tumblr'dan anonim mesajlar gelirdi. O mesajları o atmış. Bir kere de Facebook'ta Teoman'ın 'Renkli Rüyalar Oteli' şarkısını paylaşıp şarkı sözünden bir kesit yazmıştım.

''Yüksek doz aşk alıp burda mutlu ölsek ya''


https://www.youtube.com/watch?v=kynr9ZCXtkw

 Paylaştıktan yaklaşık yarım saat sonra Yeşil Selma Hünel'den 'Bir İhtimal Daha Var' şarkısını paylaşıp üstüne 'O da ölmek mi dersin?' yazmıştı.

https://www.youtube.com/watch?v=XD7YVZLlma8

Çocukça olduğunun farkındaydım. Eski zamanlarda MSN'de şarkı paylaşmak gibiydi, ergenceydi ama hoşuma gitmişti ne yapayım?

Ben de bunun üstüne Yüzyüzeyken Konuşuruz'dan 'Ateş Edecek Misin' paylaşıp 'Ben mi öleyim yoksa ateş edecek misin?' yazdım.

https://www.youtube.com/watch?v=mQcP8Bd8S8A

 Neden gidip konuşmadınız çocuk musunuz diyeceksiniz biliyorum ama o zamanlar aşık ve gururlu iki ergendik ahahah. Böyle olması gerekmişti. 

Sabahlara kadar sohbet ettik gecenin sonunda silinmiş olan telefon numaralar alındı. Daha doğrusu mesaj atmamak için ben numarasını silmiştim. Benimki onda hala duruyordu :)

Yeşil'e aşık olduğumu ve artık ondan vazgeçmek için çok geç olduğunun farkına varmıştım. Yarına yapacak çok önemli bir işim vardı.

Fotoğrafçı'yı hayatımdan çıkarmak...

29 Ocak 2017 Pazar

Happy(!) Valentine's Day

13.02.2014

Günlüğümden bir kesit

''Hayatımda çok fazla gelişme var. Biriyle konuşuyorum. 

Evet, biriyle konuşuyorum.
Diyeceksin ki nerden çıktı şimdi bu?
Yeşil'e ne oldu?
Yeşil'e bir şey olmadı, yeri hala aynı orada duruyor.
Yanımda değil,
Kalbimde.''

14.02.2014

Dershanedeyim. Kafam dalgın. Arkadaşlarım ilk defa beni böyle görüyorlar. Beni eğlendirmeye çalıştırdıklarının farkındayım. Fotoğrafçıyla konuşmaya devam da ediyorum evet benimle ilgileniyor hoş çocuk ama ee Queen başka? Başka yok. Bu kadar. Kalbini Yeşil gibi pır pır attırıyor mu? Elin ayağın birbirine karışıyor mu onu görünce? Konuşurken kekeliyor musun? Avuçların terliyor mu? Hayır. Hayır, hepsine hayır. E ne zamana kadar devam edecekti bu? Bakın Fotoğrafçı'ya umut verip vermediğim tartışılır. Ama asla ona karşı bir şeyler hissettiğimi söylemedim veya ima edecek bir davranışta bulunmadım. Yani o benim ona karşı bir şeyler hissetmediğimi bilerek hala yanımdaydı. Bu yüzden onunla takılmam hem vicdanen hem benim açımdan hem de onun açısından işleri kolaylaştırıyordu.

Sevgililer Günü IYK! Nefret ederim. Hayatım boyunca hiç Sevgililer Günü'nü kutlamadım. Çünkü hiç düzgün uzun süren bir ilişkim olmadı. He ilişkim oldu mu, tabi ki oldu ama çocukça şeylerdi ve hiçbiri bir haftadan uzun sürmedi. Bu yüzden bunlar sayılmıyor. (Dil çıkartan emoji hayal edin.)

Sıkıcı dersler bitti biz dersten çıktık, arkadaşlarla merdivenden aşağı iniyoruz. Tam dershaneden dışarı adımımı attım ki bir de ne göreyim? FOTOĞRAFÇI ELİNDE GÜLLERLE BENİ BEKLİYOR! Arkadan birkaç ''Oooo'' sesi geldi. Ne hissettiğimi açıklamam mümkün değil. Biraz mutlu, biraz hüzünlü, vicdan azabı duyan... Karmaşık duygular içerisindeyim. Fotoğrafçı benden ufak bir tepki bekliyor. Lan Queen bir şey yap çocuk elinde güllerle mal gibi kaldı. Zoraki bir gülümseme ve kuru bir sarılma ile teşekkür edip uzattığı çiçekleri aldım. Yürüdük muhabbet ettik falan filan eve kadar bıraktı beni sağ olsun. Tekrardan kuru bir teşekkür edip eve girdim. Kapıyı annem açacağı için elimde güllerle mutsuz görünmemem gerekirdi hemen en neşeli maskemi takıp zile bastım. Annem kapıyı açtı ve çok şaşırdı tabi böyle bir şey beklemiyordu. Anneme gün içinde neler olduğunu anlattıktan sonra masaüstü bilgisayarımın başına geçtim ve Facebook'a girdim.

Bir mesaj.

Tıkladım ve size yemin ederim ki kalbim birkaç saniyeliğine durdu.

Yeşil mesaj atmış.




11 Ocak 2017 Çarşamba

Akılsız başın cezasını kalp çekermiş.

 Uzun, ben Fotoğrafçı, Fotoğrafçı'nın arkadaşı(Domuzcuk) (neden Domuzcuk diye sormayın anısı var aahahah) birlikte arabada birkaç tur attıktan sonra bi kafeye oturduk. Ben hayattan kopuk bir vaziyettteyim, bana seslenmedikçe insanlara tepki vermiyorum. Neydi tüm bu olanlar? Ne çıkarmalıydım bundan? Yeşil'le iki saniye göz göze geldim. Gerçekten sadece 2 saniye... Ama sanki bir şeyler oldu o iki saniyede. Yeşil'in daha önce hiç görmediğim, tanımlayamadığım bir surat ifadesini gördüm. Ne hissediyordu acaba? Ne düşünüyordu? Bunların hepsi kafamda tahtayı çizen bir tırnak sesi gibi yankılanırken Uzun en sonunda tuttu kolumdan tuvalete çekti beni.

'' Ne oluyor Queen? Bugün bir şey olmuş burada değilsin sanki. Ne oldu?''

O an Uzun'a bile bu zamana kadar itiraf edemediğim bir şeyi yani hala Yeşil'e karşı bir şeyler hissettiğimi söyledim. Adeta delirdi. Anlam veremediğim bir şekilde çok tepki verdi. Neymiş hala Yeşil'den hoşlanıyorsam neden Fotoğrafçı ile görüşüyormuşum. Bunu böyle yapmaya hakkım yokmuş. İkisinden birini seçmek zorundaymışım ama Fotoğrafçı'yı seçmem benim için daha iyi olurmuş. Fotoğrafçı onun da arkadaşıymış onun üzülmesini istemiyormuş. Noluyor lan? Fotoğrafçı ile seni tanıştıran bendim hayırdır yani? Uzun neden bu kadar tepki verdi? Ortada bir şeyler dönüyordu ama benim haberim yoktu. Normalde Uzun böyle şeylere tepki vermez çünkü bu kız aynı anda 5 kişiyle konuşup hepsini birden idare eden sonra hiçbir şey olmamış gibi masum rolü yapabilen bir kız. Kendisi böyle şeyleri yaparken ben ona tepki vermiyorsam O da bana ufacık(!) bir şey için bu kadar tepki veremezdi. Bunları söyleyince pek hoş olmadı ama özünde iyi kızdır. Neyse Uzun konusuna sonra değinicem.

Kafede biraz daha oturduktan sonra fotoğraf çekimindeki arıza düzeltildi ve ben oraya gittim çekim yapıldı falan filan. O gün öyle ya da böyle bir şekilde bitti. 

Gelelim asıl ilginç günlere...

Superman(Yeni Bir Dönem başlıklı postumda bahsettiğim biricik dostum) dershane çıkışı koşa koşa yanıma geldi ve heyecanlı bir biçimde ''Ne olduğuna inanamayacaksın! Yeşil şu an bizim evde babamdan özel ders alıyor.'' (babası matematik öğretmeni). ''Bunu sana söylemek istedim belki bir işine yarar.'' ŞAKA YAPIYOR OLMALISIN. Bu gerçekten çok ama çok ilginç bir haberdi. Gayet normal bir şey gibi görünüyor olabilir ki muhtemelen öyle de zaten. Ama o an onunla aynı şeyleri yaşamış olmamız bana çok ilginç gelmişti.(Geçen sene de ben ders alıyordum) Aynı evde özel ders almış olmamız bile beni heyecanlandırıyordu. 

Hayır hayır teessüf ederim salak değil, sadece aşık. 

Superman'i kolundan tuttuğum gibi çektim ve tek bir şey söyledim.

''Hadi size gidiyoruz.'' 

Superman'le aramızdaki arkadaşlık bağı o kadar özeldi ki tek bir hareketimiz, sözümüz, göz göze gelmemiz bile yeterdi anlaşabilmemiz için. Ve arkadaşlığımızın en güzel yanı ise ne biliyor musunuz? Birbirimizi sorgulamamamız. ''Neden'' diye bir şey yoktur bizim sözlüğümüzde. ''Hadi gidiyoruz'' dersek gidilir. ''Hadi yapıyoruz'' dersek yapılır. ''Başım belada hemen gel'' dersek ne olursa olsun yanına gidilir. Bizim öyle güzel öyle özel dostluğumuz var ki umarım Allah herkese böyle bir arkadaş ve böyle bir arkadaşlık nasip eder. Neyse duygulandım.

Gittik Superman'in evine, annesi beni çok sever. Ben de onu çok severim tabiki. Açtı kapıyı beni görünce yüksek sayılabilecek bir sesle ''Aaa Queen hoş geldin kızım, özlettin kendini nerelerdesin sen? Nasılsın? Ne yapıyorsun? Hadi gel içeri.'' Önce koca bir soru yağmuru sonra hoooop eve misafir olarak geçiş. Şimdi ne yapacağım biliyor musunuz? Yeşil'e burda olduğumu fark ettirmek için elimden geleni yapacağım. Amaç? Amaç aslında bir nevi yok. Sadece beni burada görünce tepkisini merak ediyorum. 

O kadar yüksek sesle konuşuyor ve o kadar yüksek sesle kahkaha atıyordum ki odaya giren  biri çok komik bir fıkra anlatılmış da kendisi olayı kaçırmış gibi hissederdi gerçekten. Superman amacımın ne olduğunu ilk andan beri fark ettiği için sürekli yüksek sesle adımı telaffuz ediyor ve merdivene yakın yerlerde bana sesleniyordu. (Ev iki katlı Yeşil'ler üst katta özel derste biz ise aşağıda salondayız) Artık duymamış olma ihtimali neredeyse hiç yoktu çünkü hocam bile benim geldiğimi duymuş, aşağı inip bana merhaba diyip tekrar yukarı çıkmıştı. Yeşil'i görmek için sabırsızlanıyordum! Ama derse yeni başladıkları için daha çok vakitleri vardı ve zaman bir türlü geçmiyordu. Biz Yeşil'in çıkmasını beklerken muhabbet etmeye başladık. Peki ne yapmışız biliyor musunuz? Muhabbete o kadar dalmışız ki Yeşil'in dersi bitmiş biz duymamışız ve Yeşil çoktan çıkmış gitmiş!



AH BENİM APTAL KAFAM. Bir şeyi de düzgün yap be Queen! Tek bir şeyi!




 
Sonsuza Dek Mutlu Blogger Template by Ipietoon Blogger Template