11 Ocak 2017 Çarşamba

Akılsız başın cezasını kalp çekermiş.

 Uzun, ben Fotoğrafçı, Fotoğrafçı'nın arkadaşı(Domuzcuk) (neden Domuzcuk diye sormayın anısı var aahahah) birlikte arabada birkaç tur attıktan sonra bi kafeye oturduk. Ben hayattan kopuk bir vaziyettteyim, bana seslenmedikçe insanlara tepki vermiyorum. Neydi tüm bu olanlar? Ne çıkarmalıydım bundan? Yeşil'le iki saniye göz göze geldim. Gerçekten sadece 2 saniye... Ama sanki bir şeyler oldu o iki saniyede. Yeşil'in daha önce hiç görmediğim, tanımlayamadığım bir surat ifadesini gördüm. Ne hissediyordu acaba? Ne düşünüyordu? Bunların hepsi kafamda tahtayı çizen bir tırnak sesi gibi yankılanırken Uzun en sonunda tuttu kolumdan tuvalete çekti beni.

'' Ne oluyor Queen? Bugün bir şey olmuş burada değilsin sanki. Ne oldu?''

O an Uzun'a bile bu zamana kadar itiraf edemediğim bir şeyi yani hala Yeşil'e karşı bir şeyler hissettiğimi söyledim. Adeta delirdi. Anlam veremediğim bir şekilde çok tepki verdi. Neymiş hala Yeşil'den hoşlanıyorsam neden Fotoğrafçı ile görüşüyormuşum. Bunu böyle yapmaya hakkım yokmuş. İkisinden birini seçmek zorundaymışım ama Fotoğrafçı'yı seçmem benim için daha iyi olurmuş. Fotoğrafçı onun da arkadaşıymış onun üzülmesini istemiyormuş. Noluyor lan? Fotoğrafçı ile seni tanıştıran bendim hayırdır yani? Uzun neden bu kadar tepki verdi? Ortada bir şeyler dönüyordu ama benim haberim yoktu. Normalde Uzun böyle şeylere tepki vermez çünkü bu kız aynı anda 5 kişiyle konuşup hepsini birden idare eden sonra hiçbir şey olmamış gibi masum rolü yapabilen bir kız. Kendisi böyle şeyleri yaparken ben ona tepki vermiyorsam O da bana ufacık(!) bir şey için bu kadar tepki veremezdi. Bunları söyleyince pek hoş olmadı ama özünde iyi kızdır. Neyse Uzun konusuna sonra değinicem.

Kafede biraz daha oturduktan sonra fotoğraf çekimindeki arıza düzeltildi ve ben oraya gittim çekim yapıldı falan filan. O gün öyle ya da böyle bir şekilde bitti. 

Gelelim asıl ilginç günlere...

Superman(Yeni Bir Dönem başlıklı postumda bahsettiğim biricik dostum) dershane çıkışı koşa koşa yanıma geldi ve heyecanlı bir biçimde ''Ne olduğuna inanamayacaksın! Yeşil şu an bizim evde babamdan özel ders alıyor.'' (babası matematik öğretmeni). ''Bunu sana söylemek istedim belki bir işine yarar.'' ŞAKA YAPIYOR OLMALISIN. Bu gerçekten çok ama çok ilginç bir haberdi. Gayet normal bir şey gibi görünüyor olabilir ki muhtemelen öyle de zaten. Ama o an onunla aynı şeyleri yaşamış olmamız bana çok ilginç gelmişti.(Geçen sene de ben ders alıyordum) Aynı evde özel ders almış olmamız bile beni heyecanlandırıyordu. 

Hayır hayır teessüf ederim salak değil, sadece aşık. 

Superman'i kolundan tuttuğum gibi çektim ve tek bir şey söyledim.

''Hadi size gidiyoruz.'' 

Superman'le aramızdaki arkadaşlık bağı o kadar özeldi ki tek bir hareketimiz, sözümüz, göz göze gelmemiz bile yeterdi anlaşabilmemiz için. Ve arkadaşlığımızın en güzel yanı ise ne biliyor musunuz? Birbirimizi sorgulamamamız. ''Neden'' diye bir şey yoktur bizim sözlüğümüzde. ''Hadi gidiyoruz'' dersek gidilir. ''Hadi yapıyoruz'' dersek yapılır. ''Başım belada hemen gel'' dersek ne olursa olsun yanına gidilir. Bizim öyle güzel öyle özel dostluğumuz var ki umarım Allah herkese böyle bir arkadaş ve böyle bir arkadaşlık nasip eder. Neyse duygulandım.

Gittik Superman'in evine, annesi beni çok sever. Ben de onu çok severim tabiki. Açtı kapıyı beni görünce yüksek sayılabilecek bir sesle ''Aaa Queen hoş geldin kızım, özlettin kendini nerelerdesin sen? Nasılsın? Ne yapıyorsun? Hadi gel içeri.'' Önce koca bir soru yağmuru sonra hoooop eve misafir olarak geçiş. Şimdi ne yapacağım biliyor musunuz? Yeşil'e burda olduğumu fark ettirmek için elimden geleni yapacağım. Amaç? Amaç aslında bir nevi yok. Sadece beni burada görünce tepkisini merak ediyorum. 

O kadar yüksek sesle konuşuyor ve o kadar yüksek sesle kahkaha atıyordum ki odaya giren  biri çok komik bir fıkra anlatılmış da kendisi olayı kaçırmış gibi hissederdi gerçekten. Superman amacımın ne olduğunu ilk andan beri fark ettiği için sürekli yüksek sesle adımı telaffuz ediyor ve merdivene yakın yerlerde bana sesleniyordu. (Ev iki katlı Yeşil'ler üst katta özel derste biz ise aşağıda salondayız) Artık duymamış olma ihtimali neredeyse hiç yoktu çünkü hocam bile benim geldiğimi duymuş, aşağı inip bana merhaba diyip tekrar yukarı çıkmıştı. Yeşil'i görmek için sabırsızlanıyordum! Ama derse yeni başladıkları için daha çok vakitleri vardı ve zaman bir türlü geçmiyordu. Biz Yeşil'in çıkmasını beklerken muhabbet etmeye başladık. Peki ne yapmışız biliyor musunuz? Muhabbete o kadar dalmışız ki Yeşil'in dersi bitmiş biz duymamışız ve Yeşil çoktan çıkmış gitmiş!



AH BENİM APTAL KAFAM. Bir şeyi de düzgün yap be Queen! Tek bir şeyi!




3 yorum:

  1. Yine bir şaheser :)
    Eğer yazmayı istersen, seni Dilkafes dergimize beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah çok teşekkür ederimm :) teklifin için de çok sağol ama ben hikaye yazma konusunda iyiyimdir edebi yönüm pek yok galiba sadece okumaktan hoşlanırım :))

      Sil
    2. Ben de hikaye yazıyorum zaten :) Seni aramızda görmeyi çok istiyorum

      Sil

 
Sonsuza Dek Mutlu Blogger Template by Ipietoon Blogger Template